ziyaretiniz ve yorumlarınız için teşekkür ederim.....
Comments (40)
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Smile -- It makes a world of difference. Dance -- Who knows when you wont be able to. Cry -- Holding those emotions in is bad for you. Kiss -- Kisses are the most wonderful things in the world. Laugh -- Whats the point in hiding happiness? Frown -- Why not let him know you're unhappy? Apologize -- You dont wanna lose friends. Hug -- Theres no better feeling being wrapped up close to someone you love. Live -- because life is everything.
Einstein uses his concept of God more often than a Catholic priest. Once I asked him: 'Tomorrow is Sunday. Do you want me to come to you, so we can work?' 'Why not?' 'Because I thought perhaps you would like to rest on Sunday.' Einstein settled the question by saying with a loud laugh: 'God does not rest on Sunday either.'
Türk Gençliği Damarınızdaki Asil ve Soylu Kanı Korumak İçin,Vatanın ve Milletin Bölünmez Bütünlüğünü Canı Pahasınada Olsa Koruyacak Nesiller Yetiştirmek İçin Sadece ve Sadece TÜRK KANI Taşıyanlarla Evlenin ve Soyunuzu Çoğaltın... Her sosyal yapı, kadın ve erkek dediğimiz iki cinsin birbirini tamamlamasıyla var olmuş bir bütündür. Tek başlarına düşünülemeyen bu bireyler, birlikte yaratıcı bir güç kazanırlar. Erkek, kadınla beraberken daha bahadır, daha erdemli ve daha bilge olmak zorunluluğunu duyar.Kadın da bir erkekle birlik olunca daha soylu, daha ince ve daha içlidir. Türk milletinin sosyal yapısını incelerken de Türk kadını ile Türk erkeğinin birbirini tamamlayan bir bütün oluşu gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Eğer yurt ve millet işlerinde kadın, gücünü erinin gücüne kalmışsa başarı elde edilmiş; tersine kadın, umursamaz olmuşsa her şey yarım kalmıştır. Bu gerçeği bilen Türk milliyetçileri, daha savaşın başında, Türk kadınını - bilhassa genç kızlarımızı - kendi aralarında görmenin büyük mutluluk olduğunu inanıyorlar. Onun için de sizleri kendi yanlarına, savaş alanına çağırıyorlar. Ey genç Türk kızı; Atillalar, Alpaslanlar, Osman Beyler, Timurlar yaratıcı güçlerini hep sizin kucağınızda kazandılar, İbni Sinalar, Kaşgarlı Mahmutlar, Uluğ Beyler, Fuzuliler ve Barbaroslar sizden emdikleri sütün kudretiyle Türk tarihinin birer parlak yıldızı oldular.
Siz, her çağda Türkçülük davasına kucak açıp süt verdiniz.
Genç Türk kızı, Kurtuluş Savaşı yıllarında İnebolu'dan Ankara'ya dek uzanan yolları dolduran kağnı kafilelerinin bütün insanları cinsdaşlarınızdı. Yamalı yorganını çıplak çocuğunun değil, nem kapmasından korktuğu, mermi sandıklarının üstüne örten sizin veya benim anam veya bacımdı. O savaşın kadın Mehmetçikleri, tarihimizin birer adsız bahadırıdır.
Ey genç Türk Kızı, Türk tarihinin büyük anıtlarında da sizin adınız, sizin ruhunuz var. Dünyanın en ince sanat eserlerinden biri olan Tac-Mahal sizden biri için yaratılmadı mı?
Fuzuli veya Nedim'in şiirlerinde her biriniz kendinizi bulmuyor musunuz? Ankara'nın Zafer Anıtındaki mermi taşıyan kadın da yine sizden biri değil mi?
Bugün Türk tarihinin yeni bir hamle çağı başlarken, sizleri aralarında görmek, sizlerden ışık, sizlerden inanç, sizlerden heyecan istemek Türk milliyetçilerinin en doğal haklarıdır.
Türkçülüğün; sosyal, ekonomik ve kültürel yönlerde kalkınmak için çadırlarını toplamış ve yeni ufuklara doğru göç hazırlığına başlamış damarlarınızdaki kanı ülkü yolunda karşı cinsin çabalarını katmak zorundasınız. Sizler de, Ankara'ya sırtında mermi taşıyan adsız dişi bozkurtlardan biri olunuz. Sizler de adı Zerrin Taç olan Kazvin'li Türk kızı gibi, inançlarınız uğruna, yüzünde tatlı bir gülümseme ile ateşe doğru erkek bir bozkurt gibi yürümesini biliniz.
Bir kocamış kurt, delikanlı Türk'e olduğu kadar -ve hatta belki de ondan fazla- siz genç Türk kızlarının yaratıcı atılışlarına inanan bir kişidir. Sizler isterseniz, toplulukları göz kırpmadan ateşe ve Ölüme sürebilirsiniz. Sizler isterseniz o toplumları kalkındırmak için yapılan her savaş kolay ve rahat bir savaş olur. Sizler isterseniz önünüzde eğilmeyecek baş ve devrilmeyecek kudret düşünülmez.
Ey Genç Türk Kızı, yarının mutlu ve büyük Türkiye'sini kendine ülkü edinen insanlar senin gücüne, senin inancına, senin desteğine muhtaçtırlar. Bu çetin yolda karşı cinsi - her zorluğu göze almış delikanlı Türk - yalnız bırakmamak sadece Ödevin değil, boyun borcundur da... Sen ona yardımcı oldukça tarihimiz yücelecek, sen, yüceleceksin...
Ey genç Türk Kızı, istedikten sonra her şeyi başaracağına inanıyorum. Çünkü: "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."
Dost vardır ekmek gibi Acıkınca ararsın Dost vardır akrep gibi Sen ondan hep kaçarsın Dost vardır ilaç gibi Sen hep onu ararsın Dost vardır Yağmurla toprak gibi Nasıl toprak kurumuş Hasretse yağmura Dost vardır öyle Hasrettir dostuna Dost vardır yakut gibi Kullanıldıkça parlar Dost vardır pamuk gibi Kullanıldıkça yıpranır Dost vardır ırmak gibi Seyrine doyamazsın Dost vardır ateş gibi Dokunursan yanarsın Dost vardır dolunay gibi Geceni aydınlatır Dost vardır güneş tutulması gibi Gündüzünü karartır Dost vardır'AZAD'gibi Uzaktır ma yürekte Dost vardır 'HASRET'gibi Özlemle beklenilmekte...
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.
Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana...
Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.
Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...
Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında
seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut
denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.
Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.
Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda...
Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...
Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN.........
Get your own Chat Box!Go Large!
Her kahve aynı tadı tasımaz... Nerede iciyorsan, kiminle iciyorsan ona gore degişir... Sahilde oturdugun ruzgarli bir sonbahar gunu, en sevdigin dostun aglarken içtigin kahvenin tadı kederlidir... Kahve telvesine yüreginin acısı karisir... Bir pazar ogle sonrasi annenin ´hadi bir kahve yap da icelim´ dedigi kahve huzurludur... Köpükler annenin goz bebeklerine yansır... Dudagıniı kıyısında kalan kucuk bir gulumsemedir... Bir gece vakti zil zurna sarhos birinin ictigi kahve dusulen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kivamli kahverengi bir ipe tutunur cikarsin ... ciktigin an uyuyakalirsyn... ferahliktir... Dostlarla icilen kahve nesedir... Kahkahalar kopuklerin uzerinde yuzer... Tek basina gece vakti balkonda ictigin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardir... Baban için yaptıgın kahve sevgi doludur...cay bardagında, az sekerli...Kahve gibi görünmez sana...Ama sicaktir dumanları tüter ve kokusu buyuludur Beklemedigin bir anda sana uzatılan kahve baskadir... isitir insanin icini.... Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur gunun agırlıgını.. Kahve aynı kahvedir belki... kopuguyle, rengiyle, dumanıyla ayni kahvedir... Ama icilen kahveler ruhunun suzgecinden gecer ve tadları degişir...Her kahve ayni degildir bu yuzden... İŞTE BÖLEE YENİ BİR KAHVE YENİ BİR TAT SADECE BUU???? SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
Ben burda sensiz, sen orada bensiz Ümitlerimi yitirdim, kendimi kaybettim Gözyaşlarım sel En yakın dostum ise yalnızlık olmus O unuttu - ben unutamadım Sözde seviyordu Ne iştir bu vazgeçemedim Seni unutmaya kararlıydım Fakat gözlerin gelince aklıma olmadı Bende unuturdum senin gibi kalpsiz olsaydım Mutluluklar çok uzak Acılar ise yanıbaşıma Seni içimden söküp atardım mümkün olsaydı Şöyle,birgün kavusamıyacağımı bile bile Seni bende yasatirmiydim Huzur pesinde koşarken Acilarin kapisini çalarmıydım Benim için aşk yaşanılması gereken en güzeli Senin icin ise bir maceraydı En büyük fırtınada dinermis İste bizim askimizda bitti...
bir fırtına misali SENSİZLİĞİN ne kadar ZOR olduğunu birkez daha anladım...!!!